Kimlik fotokopinizi herkesle paylaşmayın!
Günlük hayatta yapılan bazı alışverişler, devir işlemleri gibi konularda vatandaşlardan istenen kimlik fotokopilerinin farklı amaçlarla kullanılabileceği uyarısı yapıldı.
Malatya Emniyet Müdürlüğü Toplum Destekli Polislik Büro Amirliği, internet üzerinde kurduğu ''Huzur 44'' mail grubu üzerinden üyelerine uyarılarda bulundu.
Son zamanlarda artan dolandırıcılık olaylarını da dikkate alan polis, grup üyelerine gönderdiği mesajla, çeşitli işlemler için başkalarına verilen kimlik fotokopilerinin ciddi mağduriyete yol açabileceği uyarısını yaptı.
En fazla dolandırıcılığın kimlik fotokopisi kullanılarak yapıldığına dikkati çekilen açıklamada, çok sayıda telefon hattının bu kimlikler üzerinden açıldığı kaydedildi.
Zorunlu haller dışında da yasal dayanağı olmadığı halde vatandaşlardan kimlik fotokopilerinin istenebildiği belirtilen yazıda, şu bilgilere yer verildi:
''Neredeyse her kurumda işlem yaparken, telefon hattı alırken, bir yerlere abone olurken, kargo teslim alıp teslim ederken ve havale işlemlerinde kimlik fotokopisi istenmektedir. Zorunlu olarak verilmesi gereken bazı durumlar haricinde örneğin kargonun size teslimi için sizden kimlik fotokopinizin istenmesinin yasal dayanağı yoktur. Buna rağmen yapılan işle ilgili ihtiyaç duyulan bilgilerinizi forma geçirmek yerine kimlik fotokopinizi almak işlerini kolaylaştırdığı için kimliğinizin fotokopisini istemektedirler. Oysa ki, kimlik fotokopiniz ile başkası sizin adınıza bir çok işlem yapabilir. Örneğin, adınıza abonelik açıp sizi borca sokabilir. Sizi herhangi bir şey için kefil edebilir. Adınıza suç unsuru içeren yerler de dahil olmak üzere bir takım yerlere üye olabilir. En çok görülen vakalardan biri de şudur, adınıza çok sayıda telefon hattı açtırıp açık hat olarak satabilirler. Bu hatları satın alanlar herhangi bir suç işlediklerinde doğrudan hat sahibi yani kimlik fotokopisi kullanılarak adına hat açılan kişi, ilgili suçun zanlısı haline gelmektedir.''
Her önünüze gelene kimlik fotokopinizi vermeyin!
Kimlik Fotokopinize Dikkat
KEY Ödemeleri Nihayet Başladı
Hak sahipleri, TC kimlik numarasındaki son 2 rakama göre, 3 Eylüle kadar Ziraat Bankası şubelerinden KEY paralarını alabilecek. Listede ismi bulunanlar, tahsis edilen ödeme gününü beklemeden, Ziraat Bankası ATM'lerinden parasını çekebilecek. 3 Eylülden sonra, kimlik numarasındaki son 2 rakama bakılmadan, şubelere başvuran hak sahiplerine ödeme yapılabilecek.
Key ödemenizi sorgulamak, görmek için aşağıdaki linke tıklayın.
http://www.keyodemeleri.com/guncel/index.php
KİMLİK NUMARASININ SON İKİ RAKAMI ÖDEME TARİHİ
--------------------------------- --------------------
00, 02, 04, 06, 08, 10 Bugün
12, 14, 16, 18, 20, 22 24/08/2010 Salı
24, 26, 28, 30, 32, 34 25/08/2010 Çarşamba
36, 38, 40, 42, 44, 46 26/08/2010 Perşembe
48, 50, 52, 54, 56, 58 27/08/2010 Cuma
60, 62, 64, 66, 68 31/08/2010 Salı
70, 72, 74, 76, 78 01/09/2010 Çarşamba
80, 82, 84, 86, 88 02/09/2010 Perşembe
90, 92, 94, 96, 98 03/09/2010 Cuma
Tarih:
23.8.10
0
Yorum | Yorum Gönderin
Etiketler: Güncel, Key Ödemeleri
Ramazanda Oruç ve Şeker Hastalığı
Ramazan ayında şeker hastaları kendilerine daha fazla dikkat etmeleri gerekiyor.
Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Tıp Fakültesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ramis Çolak, "Diyabet hastalarının oruç tutabilirliği konusunda genel yasaklama ve genel izinler yerine, hastaya özel kararlar verilmelidir" dedi.
Prof. Dr. Ramis Çolak, Ramazan ayı dolayısıyla oruç tutmak isteyen şeker hastalarına yönelik önemli açıklamalarda bulundu. "Ramazan ayında, Müslümanların oruç tutmaları Allah'ın emridir. Dini buyrukları yerine getirerek, herkesle birlikte aynı eylemin içinde olma hazzını yaşamak herkes gibi diyabetlilerinde hakkıdır. Ne var ki şekerlinin hastalığı oruca ters düşmekte, hastalıkları oruç tutmalarına mani olmaktadır" diyen Prof. Dr. Ramis Çolak, buna rağmen, bazı şeker hastalarının, orucu tutmama hususunda
tereddüde düştüklerini, oruç tutmadıkları takdirde günah işlemiş olacakları endişesine kapıldıklarını, hatta doktorlarının ikazına rağmen ısrarla oruç tutarak, sağlık yönünden kendilerini riske attıklarının görülmekte olduğunu belirtti.
DİYABET HASTALARINA ORUÇ YASAK MIDIR?
Ramazan ayı süresince dünyanın farklı coğrafya, ülke ve kültürlerine ait 40-50 milyon diyabet hastasının oruç tuttuğunun tahmin edildiğini bildiren Çolak, "Sayıca bu kadar büyük bir gruba beslenme konusunda ortak bir açıklama yapmak ve genel yaklaşımlar getirmek doğru değildir. Farklı diyabet tipleri olmakla birlikte, aynı tipteki diyabet hastalığının kişilerdeki yansımaları da birbirinden farklıdır. Bu nedenle diyabet hastalarının oruç tutabilirliği konusunda genel yasaklama ve genel izinler yerine,
hastaya özel kararlar verilmelidir. Kan şekeri iyi kontrol edilmiş ve ağız yoluyla alınan diyabet ilaçlarıyla tedavisini sürdüren hastalar ise düşük risk grubu altında sıralanabilir" şeklinde konuştu.
HANGİ DİYABET HASTALARI YÜKSEK RİSK TAŞIR?
Prof. Dr. Ramis Çolak, oruç tutmaları yüksek risk taşıyan hastaları şu şekilde sıraladı:
"Sıklıkla hipoglisemiye giren hastalar, hipoglisemilerini fark etmeyen hastalar, kan şekerleri iyi ayarlanmamış hastalar, Ramazan ayından hemen önceki dönemlerde ciddi diyabet koması hikayesi olan hastalar, tip 1 diyabet hastaları, hastalıklarının kontrolünü bozan ciddi akut hastalık yaşayan hastalar, kronik böbrek yetersizliği olan ve/veya diyaliz tedavisi gören hastalar, hamile diyabet hastaları, kan şekeri orta derecede yüksek olan hastalar, orta derecede böbrek yetmezliği olan hastalar, yalnız
yaşayanlar diyabet hastaları, yaşlı diyabet hastaları ve bilinç durumunu etkileyen ilaçlar kullanan diyabet hastaları."
ORUÇ TUTMASI UYGUN OLAN HASTALARIN DİKKAT ETMESİ GEREKENLER NELERDİR?
Oruç tutması uygun olan hastaların dikkat etmesi gereken hususlara değinen Çolak, sözlerini şöyle tamamladı:
"Mutlaka evde kan şekeri takibi yapılmalıdır. Ciddi hipoglisemi veya hiperglisemi olursa mutlaka oruç bozulmalıdır. İki kez veya daha fazla hipoglisemi gelişirse oruç tamamen bırakılmalıdır. Herhangi bir enfeksiyon veya benzeri bir hastalık gelişirse kesinlikle oruç tutulmamalıdır. Günlük kilo takibi yapılmalı ve önemli kilo kaybı veya artışı tespit edilirse doktora haber verilmelidir. Her şeye rağmen şeker hastaları, Ramazan arifesinde, oruç tutma hususunda hekimine danışmalı önerilerini uygulamalıdır.
Dinimiz hangi hastaların oruç tutmaması gerektiği kararını hekimlere bırakmıştır. Bu nedenle şeker hastalarımızın oruç tutmaya karar vermeden önce doktorlarına durumlarını danışmalı, kontrol ve tetkikleri yapıldıktan sonra doktorlarının uyarıları doğrultusunda karar vermelidirler."
Peygamber Efendimizin Annesi Hz. Amine'nin Kabri
Suudilerin kutsal mirasa layık gördüğü işlem!
Mekke'ye 150, Medine'ye 300 klometre mesafedeki Ebva Köyü'nde kayalık bir vadideki tepede bulunan kabrin, 5 yıl önce, inşaat makineleriyle ortadan kaldırıldığı biliniyordu. Bir tepeyi düm düz eden iş makineleri, Hz. Ümmü Eymen tarafından defnedilen Hz. Âmine'nin kabrini de yok etmişti.
İşte o kabrin koordinatları: Ebva Vadisi, 23.1099 Kuzey enlemi, 39.0497 derece doğu boylamı arasında yer alıyor. Bölgeye girmeyi başaran hacı ve umreciler izleyecekleri koordinatlar sayesinde, Hz. Amine'nin kabrini daha kolay bulabilecek.
KABRİN ÖYKÜSÜ
Peygamberimiz Hz. Muhammed'in annesi Hz. Amine, yakınlarını ziyaret için gittiği Ebva Köyü'nde, 30 yaşındayken vefat edince, Ebva Vadisi'ndeki tepeye defnedilmişti. Hz. Âmine'nin son sözü ise "Her diri ölür, her yeni eskir. Ben ölürsem gam yemem çünkü, sadım bâkidir. İnsanlığa böyle bir nûr-ı halef bırakıyorum" oldu. Kabir, Osmanlı döneminde özel olarak işaretlenmiş, etrafı çevrilmişti. Ancak Suud yönetimin çevre uygulamaları çerçevesinde kabir, sökülerek kaybedilmiş, ziyarete de yasaklanmıştı.
Tarih:
10.8.10
0
Yorum | Yorum Gönderin
Fazla Meyve Yemek Kilo Aldırıyor
Fazla Meyve Yemek Kilo Aldırıyor
Yaz sıcaklarıyla birlikte sağlık problemleri de artış gösterdi. Özellikle beslenme konusunda titiz davranılması gerektiğini söyleyen uzmanlar, yaz ayları için özel beslenme metotları açıklıyor.
Özel Lokman Hekim Etlik Hastanesi Diyetisyeni Nurcan Erzurumlu, yaz sıcaklarında oluşan sıvı kaybını önlemek için erkeklerin günde en az 14, kadınların ise en az 10 bardak su içmesi gerektiğini söyledi. Gazlı içeceklerden uzak durulması yönünde uyarılarda bulunan Erzurumlu, karpuz diyetine de karşı çıktı. Erzurumlu, "Sadece karpuz ile öğün geçiştirmek doğru olmaz; çünkü fazla meyve tüketme kilo artışına sebep olmaktadır." dedi.
"Yaz aylarında tüketilen yiyecekler hem yazı daha sağlıklı geçirmek, hem de ideal kiloyu korumak açısından önemlidir" diyen Erzurumlu, şunları söyledi: "Sıcaklığın artmasıyla ve potasyum gibi birçok mineral kaybı olmaktadır. Vücuttan fazla miktarda su kaybedilmesi sonucu halsizlik, yorgunluk, bayılma hissi, bulantı, baş dönmesi gibi sağlık problemleri ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle su vücudumuz için en önemli içecektir. Ayrıca sıvı ihtiyacını karşılamak için süt, ayran, taze sıkılmış meyve suları, bitki ve meyve çayları, soda da tercih edilebilir. Dünya Sağlık Örgütü sıvı kaybını önlemek için günde kadınların 10 bardak, erkeklerin 14 bardak su içmesi gerektiğini belirtmektedir."
"6 -7 PORSİYON MEYVE TÜKETİN"
Özel Lokman Hekim Etlik Hastanesi Diyetisyeni Nurcan Erzurumlu, yaz aylarında kanser, kalp hastalıkları, sindirim sistemi hastalıkları gibi birçok hastalığın önlenmesinde, kan şekerinin düzenlenmesinde, kabızlığın engellenmesinde rol oynayan sebze ve meyvelerin daha çok tüketilmesi gerektiğini söyledi. Sebze ve meyvelerin içerdiği diyet posası, potanyum C vitamini, beta karoten, folat, E vitamini gibi antioksidanlarda hastaların önlenmesinde etkili olduğunu antalatan Erzurumlu, "Bu nedenle günde 6- 7 porsiyon sebze ve meyve tüketilmesi önerilmektedir." dedi.
"KIZARTMADAN UZAK DURUN"
Yaz mevsiminde günlerin uzun olması sebebiyle daha çok yemek yenildiğini hatırlatan Diyetisyen Erzurumlu, "Özellikle geç saatlere kadar süren akşam yemeği esnasında yağlı ve ağır yemekler yenmesi, vücut dengesini bozabilmektedir. Bu nedenle fırında pişirme, ızgara ve haşlama yöntemleriyle hazırlanan besinler tercih edilmelidir. Kızartma ve kavurma işlemlerinden kaçınılmalıdır" önerilerinde bulundu.
"SÜTLÜ TATLILARI TERCİH EDİN"
Yeterli ve dengeli beslenildiğinde, şeker ihtiyacının besinlerden doğal olarak karşılandığını hatırlatan Özel Lokman Hekim Etlik Hastanesi Diyetisyeni Nurcan Erzurumlu, "O halde tatlı tüketiminden kaçınmak, yenildiği takdirde tüketim sıklığına ve miktarına dikkat etmek, baklava, lokma, kadayıf gibi ağır tatlılar yerine, sütlü ve meyveli tatlıları tercih etmek daha uygun olacaktır. Yazın öğünlerin sadece meyve ile geçiştirilmesi de yanlıştır. Örneğin sadece karpuz ile öğün geçiştirmekte doğru olmaz çünkü fazla meyve tüketme kilo artışına sebep olmaktadır." diye konuştu.
Erzurumlu, her zaman 3 ana ögün, 3 ara öğün şeklinde beslenilmesini tavsiye ederek, böylelikle bir sonraki öğünde hem yavaş hem de az yemek yenilmesinin sağlanacağını, yazın daha hafif ve erken saatlerde yemek yemenin tercih edilmesinin iyi olacağını söyledi.
YAZIN BESLENİRKEN DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER
Özel Lokman Hekim Etlik Hastanesi Diyetisyeni Nurcan Erzurumlu, yazın beslenirken dikkat edilmesi gerekenleri de şöyle sıraladı: "Kışa göre tabaklarınızdaki yemek porsiyonlarını daha küçültünüz. Kan şekerinin hızla yükselip düşmesine sebep olan yağlı, şekerli, ağır tatlılar yerine, protein, karbonhidrat ve yağın yanı sıra A,B,C,D ve E grubu vitaminlerle birlikte kalsiyum, fosfor, magnezyum, sodyum, potasyum, demir, çinko gibi minerallerce zengin olan dondurma ve sütlü tatlıları tercih ediniz.
Kızartmalar, aşırı yağlı gıdalar, sakatatlar yerine ızgara, buğulama, haşlama olarak hazırlanmış, yağı alınmış etleri tercih ediniz.
Bağışıklık sistemi, zararlı maddeleri vücuttan uzaklaştırmada görevli omega-3 yağ asitlerini içeren balığı haftada 2 kez tüketiniz.
Bağırsakların çalışmasını kolaylaştıran, doygunluk veren salata, tam buğday ekmeği, sebze yemekleri, meyve gibi posalı gıdaları tercih ediniz.
Tükettiğiniz gazlı, şekerli, kafein içeren içecekler yerine taze sıkılmış meyve suları, soda, ayran ve bol su tüketiniz. Fazla tüketilen kafein, kalp çarpıntısı, uykusuzluk, huzursuzluk gibi sağlık problemlerine neden olur.
Bütün bu ilkelere ilave olarak mutlaka egzersiz yapılmalıdır. Dünya Sağlık Örgütü en çok tempolu yürüyüşü egzersiz olarak önermektedir. Ayrıca bisiklete binme, yüzme, tenis, dans, aerobik gibi aktiviteler de bazal metabolizma hızını arttırmaktadır. Haftanın 4 -5 günü 45 -50 dakika egzersiz yapılması yeterli olacaktır."
Herşeyin fazlası zarar unutmayın!
Tarih:
21.7.10
0
Yorum | Yorum Gönderin
Etiketler: Kilo, Meyve, Sağlık, Sebze, Yiyecekler